Filim Yorumu #5 - Black Mirror S1E2

- Eylül 02, 2017

Selamünaleyküm. Bu aralar black mirror diye bir diziye merak sardım. Dizi bize hayattaki olayların aslında nasıl olduğunu farklı bir perspektiften gösteriyor. (ilk defa perspektif kelimesini kullandım). Siyah ayna demeleri de bu yüzden. Normal ayna olanları olduğu gibi gösterirken bu bahsettikleri siyah ayna acı gerçeklere dikkat çekiyor.

4 Aralık 2011’de yayınlanmaya başlayan dizinin ilk sezonu 3 bölüm. Bizim türk dizileri gibi bir sezonda 212312313 bölüm yapmamışlar. Şuan izleyebileceğimiz 3 sezonu var. Her bölümü film tadında olan bu dizi ben daha 2 bölümünü izledim. Devamını da izleyebilirim inşallah.


Dediğim gibi her bölümü film tadında olduğu için bu yazımda size 1. Sezon 2. Bölümün incelemesini yapacağım. İlk bölüme göre daha dikkat çekici bir bölümdü. Ekşi sözlük gibi diğer platformlarda da ikinci bölümü beğenenler çoğunlukta.


Dizinin ikinci bölümü sağlam bir sistem eleştirisi yapıyor. Şimdiki sisteme hafif göndermeler yapan bir sistem bir distopya/ütopya (karıştırıyorum bunları) hüküm sürüyor. Bu sisteme göre belli bir yaşa gelen herkese bir bisiklet veriliyor ve bu bisiklet puan kazanarak hayatını devam ettirmesi bekleniyor. Üst kesim sağlıklı insanlardan seçilmiş alt kesim ise kilolu insanlar. Kilolu insanlar sadece temizlikten görevli ama onlara hakaret etmek serbest.



Zamanı ve yeri belli olmayan kapalı kapılar ardında bir yerde bütün gün bisiklet sürüp etrafındaki ekranlardan sürekli video seyreden insanların oluşturduğu bir sistem. İnsanlar bisiklet pedallarını çevirerek puan kazanıyor ve bu puanlarla kendilerine yeni videolar, avatarları için kıyafetler, yiyecekler ve çeşitli sanal arkadaşlar alabiliyorlar. Hikâyedeki kahramanımızda tamamen bunları yapıyor. Ama bir gün bir şey oluyor ve âşık oluyor. Kızın güzel bir sesi var. Bunu niye söyledim? Bu sistemde bir acunlar var. Yetenek sizsiniz tarzı bir yarışma yapmışlar. İnsanlar pedal çevirmekten kurtulmak ve daha iyi bir “hayat” için bu yarışmaya katılıyor. Kahramanımız kızı bu yarışmaya bir şekilde (her şeyi söylersem izlemezsiniz)  sokuyor. Şarkıcı olarak yarışmaya katılan kızımız yarışma jürileri tarafından kötü yola düşürülüyor ve küçük temiz kafesinden çıkıp büyük ama kirli kafesinde yaşamaya başlıyor.



Kızı gerçekten seven ve hayatındaki tek gerçek şey olan kahramanımız sisteme gerçekten çok kızıyor. Gerçekten. Aklında planlar kuruyor nasıl öcümü alırım nasıl sistemi yerle bir ederim diye. Planı gereği yarışmaya katılması ve bir konuşma yapması gerekiyor. Çok çalışıp yarışmaya katılıyor. Güya dansçı olarak katıldığı yarışmada elinde boğazına dayadığı bir cam parçası ile uzun ve küfürlü bir konuşma yapıyor. Jüriler ona bu yoldan geri dönmesini ölmesinin sadece yerleri kirleteceğini söylüyor. Ona yüksek mertebeler vaat ediyorlar. Bir daha pedal çevirmeyeceğini vaat ediyorlar. Kabul ediyor. Ne sevdiği kızı düşünüyor ne de ait olduğu davasını. Filmin sonunda yine konuşma yapıyor ama bu sefer kameraya karşı kendisinin olduğu bir talk Show programında. Haftada 2 defa 30 dakikalık programlarda çıkıyor ve konuşma yapıyor.

Bu bölüm aslında acı bir gerçeği yüzümüze vuruyor. Bir davaya ne kadar bağlı olursak olalım karşı olduğumuz sistem bize yüksek mertebeler vaat ettiğinde davamızı bırakıyoruz. Allah ayağımızı kaydırmasın.


Diziyi izlediniz mi? İzlediyseniz verdikleri mesajlar hoşunuza gitti mi? Yorumlarda belirtirseniz sevinirim.

4 yorum

avatar
Bu yorum yazar tarafından silindi.
avatar

Benim izleyeceğim dizilerden bir tanesi. Elimdekileri bitirince bu diziye de başlayacağım. Konusu, işleyişi falan ilgi çekici duruyor. Hatırlattığın iyi oldu.

avatar

İzlemenizi tavsiye ederim gerçekten çok güzel bir dizi. Her bölümü farklı yönetmenler tarafından çekildiği için her bölümün tadı farklı oluyor

avatar

Dizi güzel fakat aşırı beyin yakan yerlerden giriyor ilk bittiği an ben bunu niye izledim diyorsunuz fakat biraz düşününce aşırı mesaj içerdiğini anlıyorsun


EmoticonEmoticon

 

Hmm Arama

-->